Skip Ribbon Commands
Skip to main content
Use SHIFT+ENTER to open the menu (new window).
  
  
Brief
Body
StudentImage
  
  
Department of European Languages
The Faculty of Foreign Languages ..
From its name we can predict it holds the meanings of a beautiful, including: equilibrium harmony .. .. Interdependence between persons irrespective of religion to race and color. All of them by one of the Federation and seek progress in the practical life and science, professors and administrators, and students seek to restructure the sound Aahsol to the community of fully-integrated free of defects filled with science and culture.
Yes
  
Department of English language and Literature
The University of Jordan between trees and buildings, there's where you can find my faculty. The faculty of the foreign languages where I belong. It’s a place where I can find myself and my freedom, also where I can satiate and develop my knowledge with different aspects of different cultures.
Yes
  
English Language and Literature
Faculty of foreign languages .. the home where I learned for four years all about languages, civilizations, cultures, and literature..

The Faculty; a strong spring, a flowing river, a rich sea of solid knowledge. A fresh breeze , a cool wind of inter-personal communication, mentors with hearts of gold and comrades of loving souls. ..All of these have shaped my personality and still inspiring the thirsty student in me to sip on the cup of learning, And affecting the graduate in me to give more and back to the faculty/home and the community/neighborhood.
Yes
  
Department of European Languages
In my lovely university ...the university of jordan ... specifically in my faculty ... the faculty of foreign langauges was the beginning ... here i learnt so many things and in this place i started building my independent personality ... i expressed my personal ideas as i wanted ...here i had the ability to understand the actions which occur around me in a clear way ... simply today i am a girl with more awareness and knowledge thanks a lot to my university and to my professors who i respect a lot and i will never ever forget my days in this great university because they will be the light that will illuminate my life in the future
Yes
  
Türkçe benim için sadece öğrendiğim bir dil değil Türkçe, öğrendiğim hayattır. Türkçe Bölümüne girmeden önce başka birisiydim, Türkçe öğrendikten sonra bambaşka birisiyim. Bu dili çok severek ve çok isteyerek öğrendim. Neden mi? İşte bu sorunun cevabını ne kadar yazmaya uğraşırsam uğraşayım eksik kalacaktır. Zira duygularımızı kağıda aktaramayız.
Türkçe öğrenmeye başlayalı hemen hemen dört yıl oldu. Bölüme ilk girdiğimde en hoşuma giden şey, Hocalarımızın Türk olmasıydı. Zira o zamana kadar hiç Türk görmemiştim. Şimdi ise Türkçe ve Türkler hayatımın vazgeçilmez parçalarındandır. Türk arkadaşlar edinerek onlardan çok şey öğrendim: hem dillerini hem de geleneklerini.
Türkçe konuşurken kendimi daha rahat hissediyorum. Ben aslında çok utangaç birisiyim ama Türkçe konuşurken hiç öyle değilim. Kendimi çekinmeden ifade edebilirim. En çok buna mutluyum 
Geçen dört yıl, yani üniversite hayatım bana bir ümit verdi: bu dört yılda yeni bir Mejd doğmuş, ümitli ve en önemlisi de çok mutlu bir Mejd olmuştu. Ben önceden sıradan birisiydim ancak artık öyle değilim, çok şükür.
Yüksek lisans yapmak üzereyim, ümidimin kesildiği yerde bir umut ışığı belirdi. Şu anda bu yazıyı yazıyorum ama aslında aklım başka yerde: bugün saat üçteki Yüksek Lisans mülakatımda.
Hayallerime doğru yürüyorum 
Bu yazıyı yazdırdığınız için size teşekkür ederim. Bana, bu mülakatın benim için ne kadar önemli olduğunu hatırlattınız. Bugün, benim için büyük gün.
Yes
  
Tecrübem
Ben geçen yıl mezun oldum ama her şey sanki daha dün gibidir ... Çok üzülmüştüm çünkü üniversiteme, arkadaşlarıma, hocalarıma veda etme vakti gelmişti...
Her mezun olacak öğrenci gibi ben de okulu bitireceğim günü bekliyordum.
Hayatımın geri kalanında neler yapacağımı, ne işle uğraşacağımı düşünürken işte şimdi öğretmenim ve artık ben de bir eğitimci olarak yeni nesiller yetiştirmek için görevimin başındayım..
Mezun olduktan sonra benim için güzel bir fırsat doğdu: Arkadaşlarım Ayşe ve Hiba ile birlikte Ankara'da Yunus Emre Enstitüsü'nün düzenlediği "Yabancılara Türkçe Öğretimi" kursuna katıldık. Bu kurs, benim hayatımı değiştirdi.
Zira daha önce öğretmen olmayı düşünmüyordum. Öğretmenliği zor, yorucu ve bunaltıcı bir meslek olarak görüyordum.
Ancak kursta hoca olmaya başladıktan sonra öğretmenliğin, ne kadar zevkli ve heyecan verici; öğrencilerle iç içe olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu anladım.
Artık kararım değişmişti. Öğretmen olmaya karar vermiştim ve şu anda işimi seve seve yapıyorum.
Okuldayken bize yabanci dil öğretilmedi. Bu bakımdan Ürdün'de bir ilki gerçekleştirdiğimi söyleyebilirim: öğrencilerime Türkçe öğretiyorum.
Türkçe dersi seçmeli bir ders olduğu için öğrenci başarısını etkilemiyor. Bunun için ilk yapmam gereken iş, öğrencilerime Türkçeyi sevdirmek oldu.
Öğrencilerimin Türkçeye olan ilgisini görünce onlara daha fazla vermem gerektiğini anladım.
Sonra işimin ne kadar güzel ve heyecan dolu olduğunu hissettim. Özellikle öğrencilerimden biri gelip "GÜNAYDIN ÖĞRETMENIM " dediğinde veya öğrendiğimiz yeni kelimeleri söylediklerinde çok seviniyordum .
Öğrencilerimin ailelerinin Türkçeye karşı ilgisi beni daha fazla mutlu etti. Ayrıca okulların Türk kültürüne ve Türkçeye karşı ne kadar saygılı olduklarına şahit oldum.
Tabi ki öğrencilerime öğretirken ben de her gün yeni şeyler öğreniyordum. Bunlar, ya yeni kelime ya da yeni bir metot şeklindeydi. Derslerin daha eğlenceli olması için derslerde oyunlar oynatmaya başladım ve bunun gibi daha nice güzel şeyler...
Bendenizin kısaca tecrübesi işte bu kadar.
Yes